5271 sayılı CMK'nın 190. maddesinin gerekçesinde, 1412 sayılı Kanun'da yer alan 'tehir ve talik' ayrımına yer verilmediği belirtilmektedir. Bu eski ayrım ne anlama geliyordu ve yeni düzenlemenin bu ayrımı kaldırması, duruşmalara ara verme pratiği açısından ne gibi bir değişiklik getirmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57559

1412 sayılı CMUK dönemindeki 'tehir ve talik' ayrımı, duruşmaya verilen aranın süresine bağlı bir ayrımdı. - **Tehir:** Kısa süreli ara vermeleri ifade ediyordu. Duruşmaya tehir kararıyla ara verildiğinde, sonraki celsede kaldığı yerden devam edilirdi. - **Talik:** 1412 sayılı Kanun'un 222. maddesi uyarınca sekiz günden fazla süren uzun araları ifade ediyordu. Eğer duruşmaya talik kararıyla (sekiz günden fazla) ara verilirse, sonraki celsede duruşmaya yeniden başlanması, yani daha önce yapılan işlemlerin (tanık dinleme, sorgu vb.) tekrarlanması gerekiyordu. Bu kuralın amacı, heyetin dava hakkındaki hafızasının ve kanaatinin zayıflamasını önlemekti. CMK m. 190, bu ayrımı tamamen kaldırmıştır. Gerekçede belirtildiği gibi, artık duruşmaya ne kadar uzun süre ara verilirse verilsin, 'duruşmaya yeniden başlanması' gibi bir zorunluluk yoktur. Yeni düzenleme, 'duruşmaya ara verilmeksizin devam edilmesi' ilkesini benimsemiş ve zorunlu hallerde 'en kısa süreyle' veya 'davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette' ara verilebileceğini hükme bağlamıştır. Bu değişiklik, yargılama pratiğinde, özellikle uzun süren davalarda işlemlerin tekrarı zorunluluğunu ortadan kaldırarak usul ekonomisine hizmet etmeyi amaçlamıştır. Ancak, 'duruşmanın kesintisizliği' ilkesini de zayıflatma potansiyeli taşımaktadır.