Gözaltına alınan bir şüphelinin, CMK m. 91'de belirtilen azami gözaltı süreleri (24 saat veya 4 gün) dolmasına rağmen sulh ceza hakimi önüne çıkarılamaması halinde, bu süre aşıldıktan sonra yapılan işlemlerin ve alınan kararların hukuki geçerliliği ne olur? Makaledeki görüşü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57558

Makaledeki görüşe göre, gözaltı süresi dolduğu andan itibaren şüphelinin hürriyetini yasal çerçevede kısıtlamak için başka bir yöntem yoktur ve şüphelinin derhal serbest bırakılması şarttır. Bu sürenin aşılması, Anayasa m. 19'a ve CMK m. 91'e açık bir aykırılık teşkil eder. Bu hukuka aykırılığın sonuçları şunlardır: 1. **Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu:** Süre aşıldığı andan itibaren şüphelinin tutulmaya devam edilmesi, TCK m. 109'da düzenlenen 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçunu oluşturur. 2. **Delillerin Hukuka Aykırılığı:** Gözaltı süresi dolduktan sonra, bu hukuka aykırı tutma hali devam ederken yapılan ceza yargılaması tasarrufları ile toplanan deliller (örneğin alınan ek ifadeler, yer gösterme tutanakları vb.) hukuka aykırı delil haline gelir ve CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamaz. 3. **Tutuklama ve Adli Kontrol Kararlarının Hukuka Aykırılığı:** Süresi içinde hakim önüne çıkarılmayan şüpheli hakkında daha sonra verilecek tutuklama veya adli kontrol kararları da bu temel usuli aykırılık nedeniyle hukuka aykırı hale gelir. Zira bu kararların ön koşulu olan 'usulüne uygun bir sorguya sevk' işlemi gerçekleşmemiştir. Ancak makale, süre aşımının, süre dolmadan önce usulüne uygun yapılmış işlemleri (örneğin ilk ifade) kendiliğinden geçersiz kılmayacağını da not etmektedir.