Sanık, bir davada tanıklık yapan kişiyi, aleyhindeki ifadeyi değiştirmesi için tehdit etmiştir. Bu eylem TCK m. 277'deki suçu oluşturur mu, yoksa sadece TCK m. 106'daki tehdit suçu mu oluşur? TCK m. 277/2 hükmü bu durumda nasıl bir rol oynar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57545

Bu eylem, her iki suçu da oluşturur ve TCK m. 277/2'deki özel fikri içtima kuralı devreye girer. 1. **TCK m. 277 Açısından:** Sanığın eylemi, 'görülmekte olan bir davada... beyanda bulunması için... tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs etmek' unsurunu karşılamaktadır. Tehdit, hukuka aykırı bir etkileme yöntemidir. 2. **TCK m. 106 Açısından:** Aynı eylem, aynı zamanda müstakil olarak tehdit suçunun da yasal unsurlarını taşımaktadır. Bu durumda, sanığın tek bir fiili (tehdit etme) birden fazla suçu (yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs ve tehdit) oluşturduğu için fikri içtima söz konusudur. Uygulanacak kural ise TCK m. 277/2'dir. Bu özel hükme göre, öncelikle hangi suçun cezasının daha ağır olduğu belirlenir (genellikle tehdidin nitelikli halleri daha ağır olabilir). Sanığa bu ağır olan suçtan ceza tayin edilir ve ardından TCK m. 277/2 uyarınca bu ceza yarısına kadar artırılır. Bu düzenleme, yargı faaliyetine yönelik müdahalelerin daha ağır cezalandırılması amacını taşır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2018/2500 E. sayılı kararı da, avukata yönelik tehdidin TCK m. 265/2 (görevi yaptırmamak için direnme) suçunu oluşturduğunu ve TCK m. 277'den hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirtirken, eylemin birden fazla suçu oluşturabileceği ve içtima kurallarının gözetilmesi gerektiği mantığını yansıtmaktadır.