Bir ihtiyati haciz kararının dayanağı olan genel kredi sözleşmesindeki imzanın sahte olduğu iddiasıyla menfi tespit davası açılması ve bu davada icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi, aynı alacak için bankanın 'ihtiyati haciz' kararı almasına engel midir? HMK m. 209'un bu bağlamdaki rolünü açıklayınız.
Hayır, engel değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/1389 E., 2017/2185 K. ve 2016/1324 E., 2016/1482 K. sayılı kararlarında bu durum açıklanmıştır. Mahkemenin menfi tespit davasında verdiği ihtiyati tedbir kararı, borçlu aleyhine başlatılacak bir 'icra takibinin durdurulmasına' yöneliktir. İhtiyati haciz ise bir icra takibi değil, alacağı güvence altına almayı amaçlayan geçici bir hukuki koruma tedbiridir. Bu ikisi farklı hukuki kurumlardır. HMK m. 209'da düzenlenen, sahteliği iddia edilen senedin bir işleme esas alınamaması kuralı, Yargıtay içtihatlarına göre ihtiyati haciz kararı verilmesine engel teşkil etmez. Nitekim HMK m. 209/3, senede dayanılarak daha önce verilmiş ihtiyati tedbirlerin sahtelik iddiasından etkilenmeyeceğini açıkça belirtir. Dolayısıyla, menfi tespit davasında takibin durdurulması yönünde bir tedbir kararı olsa bile, alacaklı banka, alacağını güvence altına almak için ihtiyati haciz talep edebilir ve mahkeme bu talebi değerlendirerek ihtiyati haciz kararı verebilir.