TCK m. 277'de düzenlenen yargı görevi yapanı etkileme suçunun manevi unsuru (kastı) nedir? Sanığın yazdığı bir mektuptaki ifadelerin, bu suçun kastı olmaksızın, başka bir suçu (örneğin tehdit) oluşturması mümkün müdür? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını bir kararla açıklayınız.
TCK m. 277'de düzenlenen suç, özel kastla işlenebilen bir suçtur. Suçun manevi unsuru, failin 'görülmekte olan bir davada gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla' hareket etmesidir. Yani failin sadece yargı görevini yapanı etkilemeye yönelik bir eylemde bulunması yeterli değildir; bu eylemi belirli bir amaca (gerçeği engelleme veya haksızlık yaratma) yönelik olarak yapması gerekir. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3874 E., 2015/4949 K. sayılı kararında bu durum ele alınmıştır. Kararda, sanığın duruşma sırasında kendisinden alınan yazı örneklerine tepki olarak hakime yazdığı mektuptaki '...sizi Şırnak, Hakkari'ye sürerler, sabrımı taşırma...' şeklindeki sözlerinin, TCK m. 277 anlamında yargılamayı etkileme kastıyla değil, o anki öfke ve tepkiyle söylendiği kabul edilmiştir. Bu nedenle, m. 277'nin özel kastı oluşmadığı, ancak eylemin bu haliyle TCK m. 106/1'deki 'tehdit' suçunu oluşturacağı belirtilerek, sanığın hukuki durumunun tehdit suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur. Bu karar, aynı fiilin farklı manevi unsurlarla farklı suçları oluşturabileceğini göstermektedir.