Anayasa Mahkemesi, haksız gözaltı ve tutuklama iddialarına ilişkin başvuruları incelerken, olayın olağanüstü hal döneminde gerçekleşip gerçekleşmemesini nasıl bir ayrıma tabi tutmaktadır? Hicret Aksoy kararında bu konuda benimsenen yaklaşım nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57512

Anayasa Mahkemesi, Hicret Aksoy kararının 44. paragrafında bu ayrımı net bir şekilde ortaya koymuştur. Mahkeme, şikayet edilen tedbirlerin (gözaltı ve tutuklama) olağanüstü halin ilanı sonrası çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) gibi 'olağanüstü tedbirler' çerçevesinde mi, yoksa olağanüstü hal öncesinde de yürürlükte olan genel kanun (örneğin 5271 sayılı CMK) hükümlerine göre mi uygulandığına bakmaktadır. Hicret Aksoy başvurusunda, başvurucunun gözaltına alınması ve tutuklanmasının, CMK'nın 91. ve 100. maddeleri kapsamında gerçekleştirildiği, bu maddelerde OHAL döneminde bir değişiklik yapılmadığı tespit edilmiştir. Tedbirler, OHAL ilanından önce ve sonra geçerli olan olağan mevzuata dayanılarak alındığı için, somut olayda herhangi bir 'olağanüstü tedbir' uygulanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle AYM, şikayet edilen tedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesi (Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması) yönünden incelenmesine gerek görmemiş ve denetimini doğrudan Anayasa'nın 19. maddesi (Kişi hürriyeti ve güvenliği) üzerinden yapmıştır.