İşçinin, işverenden olan alacaklarına ilişkin olarak verdiği ibranamede, alacak kalemlerinin (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) tek tek ve miktarlarıyla belirtilmemesi, sadece 'tüm alacaklarımı aldım' gibi genel ifadeler kullanılması durumunda, bu ibranamenin geçerliliği ne olur? Yargıtay'ın 818 sayılı BK dönemindeki ve TBK m. 420 sonrası yaklaşımını karşılaştırınız.
Her iki dönemde de bu tür genel ifadeler içeren ibranameler genellikle geçersiz kabul edilmekle birlikte, TBK m. 420 bu konuda kesin bir kural getirmiştir. - **818 sayılı BK Dönemi:** Bu dönemde Yargıtay, miktar içermeyen ibranamelerin geçerliliğini 'irade fesadı denetimi' ve 'somut olayın özellikleri' çerçevesinde titizlikle inceliyordu. Ancak genel eğilim, özellikle işçinin gerçek alacağının ne olduğu belirlenmeden ve kalemler ayrıştırılmadan verilen genel feragatnamelere şüpheyle yaklaşmak ve bunları geçersiz saymaktı. Bununla birlikte, fesihten sonra düzenlenen ve işçinin iradesinin fesada uğratılmadığı anlaşılan durumlarda, kalemlerin tek tek sayıldığı miktar içermeyen belgelerin geçerli kabul edilebildiği kararlar da mevcuttu. - **6098 sayılı TBK Dönemi:** TBK m. 420/2, bu konudaki tereddütleri ortadan kaldırmıştır. Madde, ibranamenin geçerli olabilmesi için 'ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi' şartını getirmiştir. Bu şart, emredici nitelikte bir geçerlilik şartıdır. Dolayısıyla, 01.07.2012'den sonra düzenlenen bir ibranamede, alacak kalemleri (kıdem, ihbar vb.) ve bunların miktarları ayrı ayrı ve açıkça yazmıyorsa, o ibraname 'kesin olarak hükümsüzdür'. Yargıtay'ın eski dönemdeki duruma göre değişen yorumlarına yer bırakmayan, net bir yasal düzenleme getirilmiştir.