Bir sanık hakkında verilen ilk derece mahkemesi hükmünün, bölge adliye mahkemesi tarafından CMK m. 280/1-e ve f bentlerinde sayılan sınırlı bozma nedenleri dışında bir sebeple (örneğin 'ilgisiz gerekçe' veya 'yetersiz delil toplama') bozulması halinde, bu bozma kararının ve üzerine ilk derece mahkemesince verilen yeni kararın hukuki geçerliliği nedir? Makalede bu konuda hangi radikal görüş savunulmaktadır?
Makalede, bu durumda verilen bozma kararının ve bu bozma üzerine ilk derece mahkemesince verilen kararın 'yok hükmünde' sayılması gerektiği şeklinde radikal bir görüş savunulmaktadır. Gerekçe olarak, CMK m. 280'in bölge adliye mahkemesinin yetkilerini sınırlı olarak saydığı belirtilmektedir. Kanun, (e) ve (f) bentlerindeki istisnai haller dışında, esasa ilişkin bir hukuka aykırılık veya eksiklik gördüğünde bölge adliye mahkemesinin (g) bendi uyarınca 'duruşma açarak davayı yeniden görmesini' emretmektedir. Dolayısıyla, duruşma açması gereken bir durumda, bu görevinden kaçınarak yetkisi olmayan bir 'bozma' kararı vermesi, görev ve yetki gaspı olarak nitelendirilmektedir. Görevli ve yetkili olmayan bir merci tarafından verilen kararın hukuken bir geçerliliği olamayacağı ilkesinden hareketle, hem bu hukuka aykırı bozma kararının hem de bu karara uyularak verilen yeni ilk derece mahkemesi kararının yok hükmünde sayılması gerektiği ileri sürülmektedir. Bu durumun ciddi hak kayıplarına yol açtığı ve kanun değişikliği ile giderilmesi gerektiği de vurgulanmaktadır.