Yargıtay kararlarına göre, sanığın yol kenarında tuvalet ihtiyacını gidermek için cinsel organını çıkarması eylemi, TCK m. 225 kapsamında 'teşhircilik' suçunu oluşturur mu? Bu eylemin suç sayılmamasının arkasındaki hukuki mantık nedir?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2008/20449 E., 2010/19861 K. sayılı kararı gibi yerleşik içtihatlarına göre, sanığın yol kenarında sıkışması nedeniyle tuvalet ihtiyacını gidermesi eylemi, TCK m. 225'teki teşhircilik suçunu oluşturmaz. Bu hukuki mantığın arkasında iki temel unsur yatmaktadır: 1. **Kast (Manevi Unsur):** Teşhircilik suçu genel kastla işlenir ancak fiilin 'cinsel arzuların tatmini' veya en azından bu yönde bir saikle, alenen gösterme kastıyla yapılması aranır. Tuvalet ihtiyacını giderme eyleminin temel amacı fizyolojik bir ihtiyacı karşılamaktır, cinsel bir teşhir veya tatmin amacı taşımaz. Hatta failin eylemini gizlemeye çalıştığı kabul edilir. 2. **Fiilin Niteliği ve Aleniyet:** Eylem, toplumun ar ve haya duygularına yönelik bir saldırı niteliğinde değildir. Fail, cinsel organını teşhir etme değil, tam tersine zorunluluk nedeniyle ve genellikle gizlemeye çalışarak bu eylemi gerçekleştirir. Dolayısıyla, suçun manevi unsuru olan kastın ve fiilin objektif niteliği itibarıyla toplumsal edep kurallarına saldırı amacının bulunmadığı kabul edilir. Bu nedenle (çevreyi kirletme gibi kabahatler saklı kalmak kaydıyla) bu eylem suç sayılmaz.