Hicret Aksoy kararında Anayasa Mahkemesi, beraat kararı sonrası CMK m. 141 uyarınca açılan tazminat davasında, başvurucunun, gözaltı ve tutuklamanın hukuka aykırılığına ilişkin iddialarını açıkça ileri sürmesinin önemini nasıl vurgulamıştır? Sadece beraat kararına dayanarak dava açmak başvuru yollarının tüketilmesi için yeterli midir?
Anayasa Mahkemesi, A.A. kararına atıf yaparak, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki (hukuka aykırı tutuklama/gözaltı) şikayetler yönünden başvuru yollarının tüketilmiş sayılması için başvurucuların CMK m. 141 kapsamındaki tazminat davasında bu iddialarını açıkça ileri sürmeleri gerektiğini belirtmiştir (Hicret Aksoy kararı, § 45). Sadece CMK m. 141/(1)(e) bendi uyarınca, yani beraat ettiği için tazminat talep etmek, tedbirin uygulandığı andaki hukuka aykırılığını tartışmaya açmadığından, başvuru yollarının tüketilmesi anlamına gelmez. Başvurucu, tedbirin 'kanunlarda belirtilen koşullar dışında' uygulandığını (CMK m. 141/(1)(a)) iddia etmeli ve buna ilişkin somut gerekçelerini (delil yetersizliği, ölçüsüzlük vb.) dava dilekçesinde belirtmelidir. Hicret Aksoy davasında başvurucu, dava dilekçesinde gözaltı ve tutuklamanın neden hukuka aykırı olduğuna dair açıklamalarda bulunduğu için AYM, başvuru yollarının tüketildiğine karar vermiştir (§ 46).