CMK m. 90 ve 91 hükümleri çerçevesinde 'peşin gözaltı' olarak adlandırılabilecek bir uygulama hukuken mümkün müdür? Gözaltı tedbirinin uygulanabilmesi için öncelikle hangi usuli işlemin gerçekleşmesi zorunludur? Mütemadi suçlarda bu kuralın uygulanışına yönelik eleştiriyi açıklayınız.
Makalede de belirtildiği üzere, ceza yargılamasında 'peşin gözaltı' diye bir uygulama hukuken mümkün değildir. Gözaltı, bir koruma tedbiri olup uygulanabilmesi için öncelikle şüphelinin CMK m. 90'da belirtilen şartlar altında (örneğin suçüstü hali) 'yakalanması' gerekir. Yakalama işlemi gerçekleştikten sonra, yakalanan kişi hakkında ancak Cumhuriyet savcısının kararı ile gözaltı tedbiri uygulanabilir (CMK m. 91/1). Savcı gözaltı kararı vermezse, yakalanan kişi derhal serbest bırakılmalıdır. Makalede, özellikle 'suç örgütü kurmak' gibi mütemadi (kesintisiz) suçlarda, suçun devamlılığından hareketle 'suçüstü' hali kabul edilerek, CMK m. 90'daki diğer somut şartlar (kaçma şüphesi, delilleri yok etme tehlikesi vb.) aranmaksızın keyfi yakalama ve buna bağlı gözaltı uygulamaları yapıldığı eleştirilmektedir. Bu uygulamanın, Anayasa m. 19 ile CMK m. 90 ve 91'in ruhuna aykırı olduğu ve kişi hürriyetini tehdit eden bir güç gösterisine dönüştüğü ifade edilmektedir.