Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun (TVK) 10. maddesine göre, bir yabancının vatandaşlık için aranan şartları taşıması, ona vatandaşlığı kazanma konusunda mutlak bir hak verir mi? İdarenin bu konudaki takdir yetkisinin niteliğini ve yargısal denetimini Danıştay kararları ışığında tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57446

Hayır, TVK m. 10'un son cümlesi açıkça 'Ancak, aranan şartları taşımak vatandaşlığın kazanılmasında kişiye mutlak bir hak sağlamaz.' demektedir. Bu hüküm, idareye (İçişleri Bakanlığı ve nihayetinde Cumhurbaşkanı) vatandaşlığa kabul konusunda geniş bir takdir yetkisi tanındığını göstermektedir. Bu, bir 'bağlı yetki' değil, 'takdir yetkisi'dir. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız ve keyfi değildir; kamu yararı ve hizmetin gerekleriyle sınırlıdır ve yargı denetimine tabidir. Danıştay 10. Dairesi'nin 2016/14921 E., 2020/4501 K. sayılı kararında bu durum ele alınmıştır. Kararda, idarenin takdir hakkını 'iyi ahlak sahibi olmama' ve 'milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama' gibi şartlar üzerinden olumsuz yönde kullandığı belirtilmiş ve bu takdir hakkının hukuken geçerli nedenlere dayanması gerektiği vurgulanmıştır. İdare, takdir yetkisini kullanırken somut, hukuken kabul edilebilir gerekçeler göstermelidir. Danıştay, idarenin bu takdir yetkisini kullanırken somut bilgi ve belgelere dayanıp dayanmadığını, keyfi davranıp davranmadığını denetler. Somut olayda Danıştay, davacının annesine ve babasına ilişkin somut belgeye dayanmayan, söylenti boyutundaki iddiaların gerekçe gösterilmesini hukuka aykırı bularak ilk derece mahkemesi kararını bozmuş, idarenin takdir hakkının hukuki denetimini yapmıştır.