Anayasa Mahkemesi'nin Hicret Aksoy kararında, başvurucunun gözaltına alınmasının ölçüsüz olduğuna kanaat getirilirken hangi somut olgular özellikle vurgulanmıştır? Bu olguların Anayasa m. 19 kapsamındaki ölçülülük denetimi açısından önemini açıklayınız.
Anayasa Mahkemesi, Hicret Aksoy kararının 65. paragrafında gözaltı tedbirinin ölçüsüz olduğuna karar verirken iki temel olguyu vurgulamıştır: 1) Başvurucunun gözaltına alınmasına dayanak olan eşinin beyanı ile gözaltı işlemi arasında yaklaşık bir yıllık bir sürenin geçmiş olması ve bu gecikmenin gerekliliğinin somut olarak anlaşılamaması. 2) Başvurucunun, gözaltı kararına itirazında ve kollukla görüşmesinde, emzirme çağında bakıma muhtaç bir yaşında bebeği olduğunu ve bebeği teslim edeceği kimsenin bulunmadığını belirtmesine rağmen bu özel durumunun dikkate alınmaması. Bu durum, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin (gözaltı) demokratik bir toplumda zorunlu bir ihtiyacı karşılamadığını ve orantısız olduğunu göstermektedir. AYM, bu özel durumların gözardı edilmesinin, tedbiri ölçüsüz kıldığını ve Anayasa'nın 19. maddesinin ihlaline yol açtığını belirtmiştir (Hicret Aksoy Başvurusu, B.N: 2021/2107, K.T: 13/4/2022, § 65).