YCGK 2016/2107 K. sayılı kararındaki olayda, sanık doktor hakkında hem dolandırıcılık ve örgüt üyeliği suçlarından zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş, hem de sahtecilik suçundan dava açılmıştır. Bu durum, suçların içtimaı kuralları açısından nasıl bir anlam ifade eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #55377

Bu durum, sahtecilik suçunun, dolandırıcılık suçu içinde eriyen bir unsur (unsur suç) olarak görülmediğini, ayrı ve bağımsız bir suç olarak kabul edildiğini gösterir. Eğer sahtecilik, dolandırıcılığın bir unsuru veya işleniş biçimi olarak kabul edilseydi, dolandırıcılık suçundan KYOK kararı verilirken sahtecilikten de bahsedilmemesi veya sahteciliğin dolandırıcılığın akıbetine tabi olması gerekirdi. İddianamede, sahte reçetelerin kullanılarak kurumun zarara uğratıldığı belirtilmekle birlikte, sahtecilik eylemi için ayrıca ve bağımsız olarak TCK m. 210/2 yollamasıyla resmi evrakta sahtecilik suçundan dava açılması, savcılığın bu iki suçu farklı fiiller olarak değerlendirdiğini ve fikri içtima (TCK m. 44) yerine gerçek içtima kurallarının uygulanmasını talep ettiğini göstermektedir. YCGK da bu nitelemeyi benimseyerek sahtecilik suçunu bağımsız olarak ele almıştır.