Yargıtay CGK'nin 2014/121 K. sayılı kararında, lehe kanun uygulamasında 'karma uygulama yasağı' ilkesi vurgulanmıştır. Bu ilkeyi, yargılamanın yenilenmesinde zamanaşımı kurumunun uygulanması özelinde açıklayınız. Neden 765 sayılı TCK'nın zamanaşımı süreleri ile 5237 sayılı TCK'nın zamanaşımının işleyeceği kuralı birleştirilemez?
'Karma uygulama yasağı', lehe kanun belirlenirken, birden fazla kanunun sanık lehine olan hükümlerinin bir araya getirilerek yeni bir 'karma' kanun yaratılamayacağı anlamına gelir. Hakim, suç tarihinde yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunu bir bütün olarak ayrı ayrı olaya uygulamalı ve ortaya çıkan sonuçlardan hangisi sanığın daha lehine ise o kanunu komple uygulamalıdır. YCGK'nin kararındaki olayda, zamanaşımı açısından: 765 sayılı TCK, yargılamanın yenilenmesinde zamanaşımını kural olarak kabul etmiyor (sanık aleyhine) ancak zamanaşımı süreleri daha kısa (sanık lehine). 5237 sayılı TCK ise, zamanaşımının işleyeceğini kabul ediyor (sanık lehine) ancak zamanaşımı süreleri daha uzun (sanık aleyhine). Karma uygulama, 5237 sayılı TCK'dan zamanaşımının işleyeceği kuralını alıp, 765 sayılı TCK'dan daha kısa olan zamanaşımı sürelerini almayı gerektirirdi. YCGK, bunun karma uygulama yasağına aykırı olduğuna karar vermiştir. Zamanaşımı kurumunun işleyeceğine dair daha lehe olan 5237 sayılı TCK benimsendiğinde, sürelerin de bir bütünlük içinde yine aynı kanunun (m. 66-67) hükümlerine göre hesaplanması gerektiği sonucuna varılmıştır.