Bir arabuluculuk anlaşma belgesinin mahkemece 'sulh sözleşmesi' olarak nitelendirilmesinin hukuki sonuçları nelerdir? Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/5059 K. sayılı kararında bu niteleme neden yapılmış ve ne gibi bir usuli sonuca yol açmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #54909

Bir belgenin 'sulh sözleşmesi' olarak nitelendirilmesi, onun HMK m. 313 vd. hükümlerine tabi olması anlamına gelir. HMK m. 315'e göre, sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve 'kesin hüküm gibi' hukuki sonuç doğurur. Yani taraflar, aynı konuda yeniden dava açamazlar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/5059 K. sayılı kararında, tarafların mahkeme dışında yaptıkları ve 'arabuluculuk sonuç tutanağı' başlığını taşıyan belgenin, içeriği itibarıyla davanın taraflarının karşılıklı fedakarlıkla uyuşmazlığı sona erdirdikleri bir 'sulh sözleşmesi' olduğuna karar verilmiştir. Karar, temyiz aşamasındayken bu belge sunulmuştur. Yargıtay, hükümden sonra ortaya çıkan ve temyize engel olan bu sulh sözleşmesi hakkında bir karar verme yetkisinin, hükmü veren yerel mahkemeye ait olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, sulh sözleşmesi nedeniyle bir karar verilmek üzere, yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Yani, mahkeme dışı sulh, yargılamayı sona erdiren bir usuli işlem olarak kabul edilmiş ve bu konuda karar vermek üzere dosya ilk derece mahkemesine geri gönderilmiştir.