6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu m. 1/2, 'aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir' hükmünü içermektedir. Bu yasağın temel gerekçeleri nelerdir ve hangi tür aile hukuku uyuşmazlıkları bu yasak kapsamına girer?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #54903

Bu yasağın temel gerekçeleri şunlardır: 1) Güç Dengesizliği: Arabuluculuk, tarafların eşit koşullarda ve özgür iradeleriyle müzakere etmelerini gerektirir. Aile içi şiddetin olduğu bir ilişkide, şiddet mağduru taraf, failin baskısı ve korkusu altında olacağından, özgür iradesiyle müzakere edemez ve haklarını savunamayabilir. Şiddet, taraflar arasındaki güç dengesini temelden bozar. 2) Kamu Düzeni ve Mağdurun Korunması: Aile içi şiddet, sadece tarafları ilgilendiren özel bir uyuşmazlık değil, aynı zamanda kamu düzenini ve temel insan haklarını (yaşam hakkı, vücut bütünlüğü) ihlal eden bir olgudur. Devletin, şiddet mağdurunu koruma ve şiddet failini cezalandırma yönünde pozitif bir yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülük, arabuluculuk gibi özel bir çözüm yöntemine devredilemez. Bu yasak, boşanma davası, mal paylaşımı, velayet gibi uyuşmazlıkların içinde, bir tarafın diğerine yönelik şiddet uyguladığına dair 'ciddi bir iddia' bulunması halinde devreye girer. Yani, uyuşmazlığın kendisinden ziyade, taraflar arasındaki ilişkide şiddet vakıasının varlığı, o uyuşmazlığı arabuluculuğa elverişsiz hale getirir.