Yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak olarak ileri sürülen bir bilirkişi raporunun, daha sonra yapılan keşif ve yeni bilirkişi incelemeleriyle 'hatalı' olduğunun anlaşılması durumunda, mahkemenin bu talebi nasıl karara bağlaması gerekir? Bu durum, talebin 'yeni delil' niteliğini etkiler mi?
Yargıtay CGK'nin 2012/3-909 E., 2014/121 K. sayılı kararındaki olayda bu durum yaşanmıştır. Başlangıçta, yenileme talebine dayanak yapılan ve asliye hukuk mahkemesinden alınan bilirkişi raporu, ilk bakışta 'yeni delil' niteliğinde görünebilir. Ancak, yenileme yargılaması sırasında yapılan daha kapsamlı keşif ve uzman bilirkişi incelemeleri, bu raporun hatalı olduğunu ve ilk hükme esas alınan raporun doğru olduğunu ortaya koymuştur. Bu durumda, yenileme talebine dayanak olan delil, 'hükmü değiştirmeye elverişli' ve 'önemli' olma vasfını yitirir. Artık sanığın beraatini veya daha hafif ceza almasını gerektirecek nitelikte bir delil olmaktan çıkar. Dolayısıyla, mahkemenin bu yeni duruma göre, ileri sürülen delilin 'yeni' olmasına rağmen 'hükmü değiştirecek ciddiyette' olmadığı gerekçesiyle, yargılamanın yenilenmesi talebini esasen reddederek 'önceki hükmün onanmasına' (CMK m. 323/1) karar vermesi gerekir. CGK, bu sonuca ulaşan yerel mahkeme kararını isabetli bulmuştur.