HMK m. 4/1-c, 'taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaların' Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceğini belirtmiştir. 'Sadece zilyetliğin korunmasına yönelik dava' ne anlama gelir ve bu davaların, mülkiyet hakkına dayalı 'elatmanın önlenmesi (müdahalenin men'i)' davasından farkı nedir?
'Sadece zilyetliğin korunmasına yönelik davalar', TMK m. 982 (zilyetliğin gaspında geri verme davası) ve m. 983'te (zilyetliği saldırıda saldırının önlenmesi ve zararın giderimi davası) düzenlenen davalardır. Bu davaların temel özelliği, davacının haklı bir ayni veya şahsi hakka sahip olup olmadığına bakılmaksızın, sadece fiili hakimiyet durumu olan 'zilyetliğin' korunmasıdır. Davacı, 'üstün bir hakka sahip olduğunu iddia eden' davalıya karşı bile, zilyetliği gasp edilmiş veya saldırıya uğramışsa bu davaları açabilir. Mahkeme, bu davalarda mülkiyet gibi hakları incelemez, sadece zilyetlik durumunu ve buna yapılan haksız müdahale inceler. Mülkiyet hakkına dayalı 'elatmanın önlenmesi' davası (TMK m. 683) ise, zilyetliğe değil, 'mülkiyet hakkına' dayanır. Davacının tapu sahibi (malik) olduğunu ispatlaması gerekir. Bu dava, HMK m. 2 uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür. Yani temel fark, davanın dayandığı hukuki temeldir: biri fiili durum (zilyetlik), diğeri ise ayni hak (mülkiyet).