Hukuka aykırı delil yasağının istisnaları olarak Anglo-Amerikan hukukunda tartışılan 'bağımsız kaynak', 'kaçınılmaz keşif' veya 'zayıflamış etki' gibi doktrinlerin Türk Hukukundaki geçerliliği nedir? Yargıtay kararlarında bu tür istisnalara yer verilmekte midir?
Türk Hukukunda hukuka aykırı delil yasağı, Anayasa'nın 38/6. maddesiyle mutlak bir şekilde düzenlenmiştir. 'Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez' hükmü, herhangi bir istisnaya yer vermemektedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da bu mutlak yasağı benimseme yönündedir. ABD hukukunda geliştirilen 'bağımsız kaynak' (hukuka aykırı delile başka bir hukuka uygun kaynaktan da ulaşılabileceği), 'kaçınılmaz keşif' (hukuka aykırı eylem olmasaydı bile delilin rutin soruşturma işlemleriyle zaten bulunacağı) veya 'zayıflamış etki' (hukuka aykırılık ile ikincil delil arasındaki illiyet bağının çok zayıflaması) gibi istisnalar, Türk pozitif hukukunda ve genel kabul gören Yargıtay uygulamasında karşılık bulmamaktadır. Hukuka aykırılığın tespiti, delilin ve ondan elde edilen 'meyvelerin' delil olarak kullanılmasına mutlak bir engel teşkil eder. Bununla birlikte, doktrinde bu istisnaların uygulanabilirliği ve ceza adaletinin etkinliği açısından tartışıldığı görülmektedir.