Zorunlu arabuluculuk kapsamında olan bir alacak talebi (örn. kıdem tazminatı) ile zorunlu arabuluculuk kapsamında olmayan bir talep (örn. hizmet tespiti) aynı davada birlikte ileri sürüldüğünde, mahkemenin arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davayı usulden reddetmesi doğru mudur? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?
Bu durumda mahkemenin davayı arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddetmesi doğru değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/4734 K. sayılı kararında da benzer bir mantıkla belirtildiği gibi, bir kısmı zorunlu arabuluculuğa tabi olan, bir kısmı ise olmayan taleplerin birlikte ileri sürüldüğü bir dava yığılması (HMK m. 110) ve talepler arasında bağlantı (HMK m. 166) bulunması halinde, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu kabul edilir. Bu nedenle, taleplerin ayrılması mümkün değilse veya birlikte görülmesinde hukuki yarar varsa, dava bir bütün olarak mahkemede görülmelidir. Mahkemenin, arabuluculuğa tabi olmayan talebi de içeren davayı, arabuluculuk şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddetmesi, Anayasa'nın 36. maddesindeki hak arama hürriyetine ve mahkemeye erişim hakkına aykırı olur.