TCK m. 210/2 hükmü, özel sağlık mesleği mensuplarının gerçeğe aykırı belge düzenlemesini hangi koşullarda 'resmi belgede sahtecilik' hükümlerine tabi kılmaktadır? Bu maddenin uygulanabilmesi için düzenlenen belgenin niteliği ve ortaya çıkan sonuç açısından aranan şartlar nelerdir?
TCK m. 210/2, kamu görevlisi olmayan tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensuplarının, görevleriyle bağlantılı olarak gerçeğe aykırı belge düzenlemelerini özel bir suç olarak düzenler. Ancak bu fıkra, eylemin daha ağır bir suç olan 'resmi belgede sahtecilik' (TCK m. 204) olarak cezalandırılması için bir şart koşar. Buna göre, düzenlenen gerçeğe aykırı belgenin, 'kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde', resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur. Dolayısıyla, bu maddenin uygulanabilmesi için iki temel koşul vardır: 1) Belge, sayılan sağlık mesleği mensuplarından biri tarafından gerçeğe aykırı olarak düzenlenmelidir. 2) Belge, haksız bir yarar sağlama veya zarar doğurma potansiyeline sahip olmalıdır. Örneğin, bir doktorun sadece istirahat gerekmeyen birine hatır için rapor vermesi bu fıkranın temel halini oluştururken, bu raporla kişinin işe gitmeyerek haksız yere maaş alması veya kurumun zarara uğratılması halinde eylem resmi belgede sahtecilik olarak cezalandırılacaktır. (Bkz. YCGK 2014/196 E., 2016/2107 K. kararındaki tartışmalar).