Özel bir sağlık kuruluşunda çalışan bir hekimin, hastayı muayene etmeden gerçeğe aykırı olarak yüksek meblağlı ilaçlar içeren bir reçete düzenlemesi ve bu reçetenin sosyal güvenlik kurumundan tahsilat için kullanılması eylemi, 765 sayılı TCK m. 354 (sahte rapor verme) kapsamında mı, yoksa 765 sayılı TCK m. 342/1 (sivil kişinin resmi belgede sahteciliği) kapsamında mı değerlendirilmelidir? Yargıtay CGK'nin 2014/196 E., 2016/2107 K. sayılı kararının bu konudaki gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #54670

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/196 E., 2016/2107 K. sayılı kararında bu uyuşmazlık çözümlenmiştir. Kurul, 765 sayılı TCK'nın 354. maddesinin 'sahte rapor' düzenlenmesine ilişkin olduğunu, somut olayda ise düzenlenen belgenin 'reçete' olduğunu belirtmiştir. Emekli Sandığı gibi bir kuruma ait sağlık karnesi üzerine yazılan reçetenin resmi belge niteliğinde olduğu ve bu reçetenin kuruma ibraz edilerek haksız menfaat temin edildiği vurgulanmıştır. Özel bir sağlık kuruluşunda çalışan hekim, kamu görevlisi olmasa da, düzenlediği reçetenin resmi bir belgenin (sağlık karnesi) bir parçasını oluşturması ve kamuyu zarara uğratacak şekilde kullanılması nedeniyle eylemin 'sivil kişinin resmi belgede sahteciliği' suçunu oluşturduğuna karar vermiştir. Bu suç, mülga 765 s. TCK m. 342/1'e, yürürlükteki 5237 s. TCK'da ise m. 210/2 yollamasıyla m. 204/1'e tekabül etmektedir. Yani eylem, daha ağır yaptırım öngören resmi belgede sahtecilik olarak nitelendirilmelidir. Karşı oy gerekçesi ve Başsavcılık itirazı da bu yöndedir.