CMK m. 105 uyarınca tutukluluğun devamı veya salıverilme istemleri hakkında karar verilirken hangi usul izlenir? Duruşma dışında karar verilirken tarafların görüşünün alınması zorunlu mudur? Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2014/17691 K. sayılı kararında sanığın akıl hastalığı iddiası karşısında CMK m. 105/2'nin (eski metin) nasıl bir yansıması olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #54652

CMK m. 105/1'e göre, 103 ve 104. maddeler uyarınca yapılan salıverilme veya adli kontrolün kaldırılması istemi üzerine, merci, kural olarak Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşünü aldıktan sonra üç gün içinde (örgütlü suçlarda yedi gün) istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verir. Ancak maddenin devamında, 'duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz' hükmü getirilerek bir istisna tanınmıştır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2013/28073 E., 2014/17691 K. sayılı kararı, o tarihte yürürlükte olan CMK m. 105/2'ye (artık mülga) atıf yaparak, akıl hastalığı tespit edilen sanığa istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Karar, maddenin doğrudan usulüne değil, akıl hastası sanığın savunma hakkının korunması gerekliliğine vurgu yapmaktadır. Güncel CMK m. 150/2 uyarınca, şüpheli veya sanık, müdafii seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi hâlinde bir müdafi görevlendirilir. Ancak şüpheli veya sanığın akıl hastası olması durumunda, CMK m. 150/3 uyarınca talebi aranmaksızın zorunlu müdafi atanmalıdır.