Bilişim sistemine girme suçunda, sanığın, şikayetçinin e-posta adresine ve bu adresle bağlantılı sosyal medya hesabına rızasız girip şifrelerini değiştirmesi eyleminin, TCK m. 244/2'deki 'sistemin işleyişini engelleme' suçu yerine, Yargıtay tarafından neden TCK m. 243/1'deki 'sisteme girme' suçu olarak nitelendirildiğini, bu iki suçun manevi unsurları arasındaki fark açısından analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #54635

TCK m. 244/2'de düzenlenen 'bir bilişim sisteminin işleyişini engelleme veya bozma' suçu, doğrudan sisteme yönelik bir 'sabotaj' kastı gerektirir. Failin temel amacı, sistemin çalışmasını engellemek, onu işlevsiz kılmaktır. Bu suç, özel bir kastla (sistemin işleyişini engelleme/bozma kastı) işlenir. TCK m. 243/1'deki 'sisteme girme' suçu ise genel kastla işlenir. Failin amacı sisteme hukuka aykırı olarak erişmektir; sisteme zarar verme gibi özel bir amacı olmayabilir. Yargıtay'ın (örn. 8. CD, 2017/13823 K.) şifre değiştirme eylemini TCK m. 243/1 olarak nitelendirmesinin nedeni şudur: Şifre değiştirme eylemi, özü itibarıyla sisteme 'girme' ve 'orada kalma' fiillerinin bir sonucudur ve asıl amaç genellikle mağdurun özel bilgilerine erişmek veya onu hesaptan mahrum bırakmaktır; sistemin kendisini tamamen çökertmek veya bozmak değildir. Eylem, sistemin işleyişini mağdur açısından engellese de, bu durum 'girme' fiilinin doğal bir sonucudur ve failin kastının sisteme zarar vermeye değil, hesaba erişmeye yönelik olduğu kabul edilir. Eğer fail, şifre değiştirmenin ötesinde, sistemin altyapısını bozacak, veritabanını çökertecek eylemlerde bulunsaydı, o zaman TCK m. 244/2 uygulanırdı.