Bir işçinin, işverenle yaptığı ve arabulucu nezaretinde düzenlenen anlaşma tutanağında, aldığı bir miktar para karşılığında 'başka hiçbir hak ve alacağı kalmadığını, işvereni her şekilde ibra ettiğini' beyan etmesi geçerli midir? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/21744 K. sayılı kararı, bu tür 'ibra' niteliğindeki arabuluculuk anlaşmalarını hangi yasal düzenleme çerçevesinde değerlendirmiş ve ne sonuca varmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #54603

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2016/21744 K. sayılı kararına göre, bu tür bir ibra beyanı içeren arabuluculuk anlaşması geçersizdir. Kararın gerekçesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesindeki hizmet sözleşmelerine ilişkin 'ibra sözleşmelerinin geçerlilik şartları'dır. Bu madde, ibra sözleşmesinin geçerli olabilmesi için; sözleşmenin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla iş sözleşmesinin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi ve ödemenin noksansız ve banka aracılığıyla yapılması gibi emredici şartlar öngörmektedir. Yargıtay'a göre, taraflar arabuluculuk yoluyla dahi olsa, kanunun bu emredici hükümlerine aykırı bir düzenleme yapamazlar. İşçinin üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği, kanunla korunan bu haklara ilişkin olarak, henüz alacaklar belirli ve muaccel olmadan, işten ayrıldıktan hemen sonra yapılan genel nitelikteki ibra anlaşmaları, TBK m. 420'ye aykırı olduğu için geçersizdir. Bu nedenle mahkeme, bu tür bir anlaşma belgesine icra edilebilirlik şerhi veremez.