CMK m. 139 uyarınca usulüne uygun bir 'gizli soruşturmacı görevlendirme' kararı bulunmasına rağmen, CMK m. 140 uyarınca ayrıca bir 'teknik araçlarla izleme' kararı alınmaksızın gizli soruşturmacı tarafından yapılan ses ve görüntü kaydının hukuki niteliği nedir? Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 10.01.2024 tarihli, 2022/4525 E. sayılı kararını esas alarak, bu kayıttan hareketle kimliği tespit edilen sanıklar hakkındaki yargılamada, söz konusu kayıtların ve kimlik tespiti işleminin delil olarak kullanılabilirliğini 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi çerçevesinde tartışınız.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin anılan kararına göre, CMK m. 139 kapsamındaki gizli soruşturmacı görevlendirme kararı, kendiliğinden ses ve görüntü kaydı yapma yetkisi vermez. Ses ve görüntü kaydı için, şartları ve usulü farklı olan CMK m. 140 uyarınca ayrı bir 'teknik araçlarla izleme' kararı alınması zorunludur. Bu karar alınmadan yapılan ses ve görüntü kaydı, 'hukuka aykırı delil' niteliğindedir ve Anayasa m. 38/6 ile CMK m. 217/2 uyarınca hükme esas alınamaz. 'Zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesi gereğince, bu hukuka aykırı görüntü kaydına dayanılarak sanıkların kimliklerinin tespit edilmesi de 'zehirli meyve' niteliğindedir. Yani, hukuka aykırı delilden elde edilen bu ikincil delil (kimlik tespiti) de hukuka aykırı hale gelir ve sanık aleyhine kullanılamaz. Yargıtay, bu durumda delil yetersizliğinden beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir.