HMK m. 94/2'nin son cümlesi, hakimin verdiği 'ikinci sürenin kesin olduğunu ve yeniden süre verilemeyeceğini' belirtir. Bu hükmün, adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğü açısından doğurabileceği potansiyel sorunları kritik ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #53415

Bu hüküm, usul ekonomisi ve yargılamanın sürüncemede kalmasını önleme amacı taşısa da, katı bir şekilde uygulandığında adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğü açısından potansiyel sorunlar doğurabilir. 1) Hakkaniyete Aykırılık: Tarafların, ikinci süreyi kaçırmalarında mücbir sebep, beklenmedik hal veya ağır hastalık gibi gerçekten haklı ve elde olmayan bir mazeretleri olabilir. Kanunun 'yeniden süre verilemez' şeklindeki mutlak ifadesi, bu tür istisnai ve haklı durumların göz ardı edilmesine ve telafisi imkansız hak kayıplarına yol açabilir. 2) Orantısızlık: Yapılması gereken usuli işlemin niteliği ile sürenin kaçırılmasının sonucu (davanın reddi gibi) arasında bir orantısızlık ortaya çıkabilir. Küçük bir gecikmenin, davanın esasına girilmeden reddedilmesine neden olması, maddi gerçeğe ulaşma idealine zarar verebilir. 3) Savunma Hakkının Kısıtlanması: Özellikle delil sunumu için verilen ikinci sürenin kaçırılması, tarafın savunmasını etkin bir şekilde yapmasını engelleyebilir. Bu nedenle, Yargıtay kararlarında (örn. 3. HD, K. 2017/2980) da belirtildiği gibi, kesin süre kurallarının kanunun amacına uygun olarak, davanın reddi için bir araç sayılmadan, hakkaniyet ölçüleri içinde ve esneklikle yorumlanması, adil yargılanma ilkesinin bir gereğidir.