Haksız tahrikin varlığı, meşru müdafaa (TCK m. 25) koşullarının tartışılmasına engel midir? Bu iki kurumun bir olayda birlikte değerlendirilmesi nasıl yapılmalıdır?
Haksız tahrikin varlığı, meşru müdafaa koşullarının tartışılmasına engel değildir. Aksine, bir olayda öncelikle meşru müdafaa koşullarının var olup olmadığı değerlendirilmelidir. Çünkü meşru müdafaa bir hukuka uygunluk nedenidir ve varlığı halinde faile hiç ceza verilmez. Haksız tahrik ise bir kusurluluğu azaltan nedendir ve sadece ceza indirimi sağlar. Bir eylem, meşru müdafaanın 'saldırı ile savunma arasında oran' gibi koşullarını taşımadığı için meşru müdafaa sayılmayabilir, ancak aynı olaydaki haksız saldırı, fail için 'haksız tahrik' oluşturabilir. Örneğin, kendisine silahsız saldıran bir kişiyi bıçakla öldüren fail, savunmada sınırı orantısız şekilde aştığı için meşru müdafaadan yararlanamaz. Ancak, kendisine yönelen bu haksız saldırı, eylemini hiddet altında işlediği kabul edilirse, TCK m. 29 uyarınca haksız tahrik indiriminden yararlanmasına neden olabilir. Dolayısıyla, mahkeme öncelikle meşru müdafaayı, koşulları yoksa haksız tahriki değerlendirmelidir.