Mağdurun 'basiretli tacir' olması, dolandırıcılık suçunun unsuru olan 'hile'nin değerlendirilmesinde bir farklılık yaratır mı? Açıklayınız.
Evet, yaratır. Dolandırıcılık suçunda hilenin aldatma kabiliyeti, mağdurun kişisel özellikleri, eğitim durumu, tecrübesi gibi subjektif unsurlara göre değerlendirilir. Mağdurun 'basiretli bir tacir' olması durumunda, kendisinden beklenen dikkat ve özen yükümlülüğü sıradan bir vatandaşa göre daha yüksektir. Bu nedenle, sıradan bir kişiyi aldatmaya elverişli olabilecek basit bir yalan, basiretli bir tacir karşısında 'hile' olarak nitelendirilmeyebilir. Yargıtay içtihatlarına göre, mağdur basiretli bir tacir ise, hilenin bu kişinin denetim ve araştırma imkanlarını ortadan kaldıracak şekilde 'nitelikli' bir hal alması, daha yoğun ve ustaca olması gerekir. Tacirin basit bir araştırmayla ortaya çıkarabileceği bir yalana kanması durumunda, suçun maddi unsurunun oluşmadığı kabul edilebilir. (Bkz. sen.av.tr makalesi, hile tanımı).