Bir şirket yetkilisinin, borçlarını ödeyemeyecek duruma düştükten sonra, alacaklıları zarara sokmak amacıyla şirketin malvarlığını karşılıksız çekler düzenleyerek üçüncü kişilere aktardığı tespit edilmiştir. Bu eylem, Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/20522 K. sayılı kararı ışığında 'hukuki ihtilaf' mı, yoksa dolandırıcılık suçu mudur?
Bu eylem dolandırıcılık suçunu oluşturur. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2017/20522 K. sayılı kararında, gerçek bir mal alım satımına dayanan faturalar ve çek alışverişi 'hukuki mesele' olarak kabul edilmiştir. Ancak sorudaki olayda kritik fark, 'gerçek bir mal alımı olmadığı halde mal almış gibi düzenlenen fatura karşılığı' çek verilmesidir. Bu durum, eylemin temelinde bir sahtecilik ve aldatma olduğunu gösterir. Fail, alacaklılarını zarara uğratmak için hileli bir mekanizma (karşılıksız çek ve sahte fatura) kurmuştur. Eylem, basit bir borç ödeyememe durumu olmayıp, alacaklıların mal takibi yapmasını engellemeye yönelik planlı ve hileli bir davranıştır. Bu, TCK m. 157'de tanımlanan dolandırıcılık suçunun unsurlarını ve hatta TCK m. 158 kapsamında nitelikli halini (tacir veya şirket yöneticisi tarafından işlenmesi) oluşturur.