TCK m. 226/3'te düzenlenen 'çocukların müstehcen ürünlerin üretiminde kullanılması' suçu ile TCK m. 103 ve 104'te düzenlenen 'çocukların cinsel istismarı' ve 'reşit olmayanla cinsel ilişki' suçları arasındaki ilişkiyi, özellikle tek bir eylemin birden fazla suçu oluşturması durumunda nasıl bir çözüm bulunacağını (içtima kuralları) tartışınız.
Bu suçlar arasında karmaşık bir ilişki vardır ve somut olaya göre farklı içtima kuralları uygulanabilir. Eğer fail, bir çocuğa cinsel istismarda bulunurken (TCK m. 103) bu eylemi kayda alırsa (video, fotoğraf), tek bir fiil ile hem cinsel istismar suçunu hem de TCK m. 226/3'teki müstehcen ürün üretme suçunu işlemiş olur. Bu durumda, TCK m. 44'teki fikri içtima kuralı gereğince en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. Genellikle cinsel istismar suçunun cezası daha ağır olduğu için bu suçtan ceza verilecektir. Ancak, Yargıtay'ın bazı kararlarında, bu iki fiilin birbirinden bağımsız hukuki menfaatleri (cinsel dokunulmazlık ve genel ahlak/çocuğun gelişiminin korunması) ihlal ettiği ve farklı eylemlerle gerçekleştirildiği kabul edilerek gerçek içtima (her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesi) uygulandığı da görülmektedir. Örneğin, istismar bittikten sonra, çocuğu farklı bir pozisyonda müstehcen fotoğraf çekmeye zorlamak, ayrı bir eylem olarak kabul edilebilir. Çözüm, eylemlerin tek bir hareketle mi yoksa birbirinden ayrılabilir farklı hareketlerle mi işlendiğine bağlı olarak değişecektir.