Tasarlayarak kasten öldürme (TCK m. 82/1-a) suçu ile haksız tahrik (TCK m. 29) kurumları bir arada uygulanabilir mi? Maktulün olaydan bir ay önce sanığa ağır hakaretler etmesi, tasarlama kastını ortadan kaldırır mı?
Bu konu doktrin ve uygulamada tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay'ın genel eğilimi tasarlama ile haksız tahrikin bir arada uygulanamayacağı yönündedir. Tasarlama, failin suçu işleme kararını soğukkanlı bir şekilde almasını, plan yapmasını ve eylemini bu plan dahilinde sükunetle icra etmesini gerektirir. Haksız tahrik ise, failin haksız bir fiilin yarattığı 'hiddet veya şiddetli elem' altında, yani ruhsal dengesinin bozulduğu bir anda hareket etmesini şart koşar. Bu iki ruhsal durumun bir arada bulunması mantıken çelişkilidir. Maktulün olaydan bir ay önce ağır hakaretlerde bulunması, sanıkta bir hiddet veya elem yaratmış olabilir. Ancak sanığın bu olaydan sonra bir ay boyunca plan yaparak, soğukkanlılıkla öldürme eylemini gerçekleştirmesi, artık anlık bir tepkiyle değil, tasarlama kastıyla hareket ettiğini gösterir. Bu durumda tasarlama, haksız tahrikin psikolojik unsuru olan 'hiddet veya şiddetli elem'i ortadan kaldırdığı için haksız tahrik indirimi uygulanmaz. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2017/3063 sayılı kararında olduğu gibi, bazı istisnai durumlarda, haksız tahrikin varlığı kabul edilip tasarlamadan ceza verilerek, tahrikin ağırlığı indirim oranında dikkate alınabilmektedir.