Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2014/4-1067, K. 2016/512 sayılı kararında tartışılan 'hizmet kusuru' ve 'kişisel kusur' ayrımı, bilirkişinin hukuki sorumluluğu açısından nasıl bir anlam ifade eder?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #53188

Anılan Yargıtay kararında, kamu görevlisinin eyleminin görevden ayrılabilir kişisel bir kusur mu, yoksa görevle bağlantılı bir hizmet kusuru mu olduğu tartışılmaktadır. Hizmet kusurunda dava idareye, kişisel kusurda ise şahsa karşı açılır. HMK m. 285, bu ayrımı bilirkişi açısından özel olarak düzenlemiştir. Bilirkişinin rapor hazırlama faaliyeti, HMK m. 285 gerekçesinde de belirtildiği gibi, adli hizmetlerin ifasına katkı sağlayan bir 'kamu görevi' olarak kabul edilir. Bu nedenle, bilirkişinin raporuyla ilgili (kasıt veya ağır ihmal sonucu) ortaya çıkan sorumluluk, tipik bir hizmet kusuru olarak değerlendirilmiş ve dava doğrudan Devlete karşı açılacak şekilde düzenlenmiştir. Bu, bilirkişinin eyleminin, görevinden ayrılamayan bir kusur olduğu ve Anayasa m. 129/5'in ruhuna uygun olarak Devletin sorumluluğunu gerektirdiği kabulüne dayanır. Dolayısıyla HMK m. 285, bilirkişinin raporlama faaliyetini kişisel kusur kapsamından çıkarıp özel bir hizmet kusuru rejimi yaratmıştır.