Bir ceza davasında, sanığın suçu işlediği tarihte lehe olan ancak daha sonra yürürlükten kalkan 765 sayılı TCK'nın mı, yoksa yargılama sırasında yürürlükte olan ancak bazı yönlerden aleyhe olan 5237 sayılı TCK'nın mı uygulanacağına karar verilirken, 'gerçek içtima' kurallarının lehe kanun tespitine etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #53169

Lehe kanun tespiti yapılırken (TCK m. 7/2), her iki kanun da bir bütün olarak somut olaya uygulanır ve sonuçlar karşılaştırılır. Bu karşılaştırmada, suçların içtimaına ilişkin hükümler de dikkate alınır. 765 sayılı TCK, kural olarak 'gerçek içtima' ilkesini benimsemişti; yani failin işlediği her bir suç için ayrı ayrı cezalar belirlenir ve bunlar toplanırdı. 5237 sayılı TCK ise, belirli durumlarda 'fikri içtima' (TCK m. 44) veya 'zincirleme suç' (TCK m. 43) gibi daha lehe olabilen içtima kuralları getirmiştir. Lehe kanun tespiti yapılırken, örneğin sanığın eylemi 5237 sayılı TCK'ya göre zincirleme suç kapsamında tek bir cezanın artırılmasıyla sonuçlanacakken, 765 sayılı TCK'ya göre her bir eylemden ayrı ceza alıp bunların toplanması gerekiyorsa, bu durum 5237 sayılı TCK'yı daha lehe kılabilir. Dolayısıyla, sadece temel ceza miktarları değil, içtima kurallarının uygulanması sonucu ortaya çıkacak toplam ceza miktarları da karşılaştırılmalı ve fail için en az cezayı sonuçlayan kanun 'lehe kanun' olarak kabul edilmelidir.