Ticari bir ilişkide taraflardan birinin, borcunu ödememek için malvarlığını hileli işlemlerle (muvazaalı olarak) üçüncü kişilere devrettiği anlaşılırsa, bu eylem sadece bir 'hukuki ihtilaf' (tasarrufun iptali davası konusu) mıdır, yoksa dolandırıcılık suçunu oluşturur mu?
Bu eylem, dolandırıcılık suçunu oluşturabilir. Salt borcun ödenmemesi bir hukuki ihtilaftır. Ancak failin, borcunu ödememek amacıyla aktif ve hileli davranışlara başvurması, durumu değiştirir. Malvarlığını muvazaalı işlemlerle üçüncü kişilere devretmek, alacaklıyı aldatmaya ve alacağını tahsil imkanını ortadan kaldırmaya yönelik 'hileli bir davranış' olarak kabul edilir. Bu durumda fail, sadece borcunu ödememekle kalmamakta, alacaklıyı zarara uğratmak için planlı ve aldatıcı bir eylem içerisine girmektedir. Eğer bu hileli devirlerin, borç ilişkisi kurulurken veya hemen sonrasında, en başından beri ödememe kastıyla yapıldığı ispatlanabilirse, eylem TCK m. 157'deki dolandırıcılık suçunun unsurlarını taşıyacaktır. Bu durum, alacaklının ayrıca hukuk mahkemesinde tasarrufun iptali davası açma hakkını ortadan kaldırmaz; her iki hukuki yol birlikte işleyebilir.