CMK m. 194'ün gerekçesinde yer alan 'kendisini yargılanabilme ehliyetinden yoksun duruma sokan sanıkların' durumu hakkındaki düzenleme, kanun metnine yansımamış olmasına rağmen, uygulamada nasıl bir yol gösterici ilke sunmaktadır? Bu durumun adil yargılanma hakkı ile ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #53162

CMK m. 194 gerekçesi, sanığın kendisini bilerek ve isteyerek yargılanamaz hale getirmesi (örneğin, duruşmaya çıkmamak için sürekli kendine zarar vermesi, aşırı ilaç alması) durumunda yargılamanın kilitlenmesini önlemek için bir çözüm önermektedir. Gerekçeye göre, bu durumun bilirkişi raporuyla sabit olması halinde, mahkeme, sanığın huzuruna gerek görmezse, bir avukat atayarak duruşmayı sürdürebilir ve hüküm verebilir. Bu düzenleme kanun metnine aynen alınmamış olsa da, CMK'nın ruhunu ve amacını yansıtan önemli bir yorum kuralı sunar. Adil yargılanma hakkı (AİHS m. 6), sanığın duruşmada hazır bulunma hakkını içerir, ancak bu hak mutlak değildir. Sanığın bu hakkı kötüye kullanarak yargılamayı sürüncemede bırakması kabul edilemez. Gerekçedeki bu yaklaşım, sanığın savunma hakkını bir müdafi aracılığıyla temin ederek, hakkın kötüye kullanılmasını engelleme ve adaletin tecellisini sağlama arasında bir denge kurmaya çalışmaktadır.