HMK m. 285'e göre, bir bilirkişinin hazırladığı gerçeğe aykırı rapor nedeniyle zarar gören taraf, tazminat davasını doğrudan bilirkişiye mi yoksa başka bir kuruma mı açmalıdır? Bu sorumluluk rejiminin arkasındaki temel mantık nedir?
HMK m. 285/1'e göre, bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlediği gerçeğe aykırı raporun mahkemece hükme esas alınması sebebiyle zarar görenler, tazminat davasını doğrudan bilirkişiye değil, Devlete karşı açmalıdır. Bu düzenlemenin temel mantığı, HMK m. 285 gerekçesinde de açıklandığı üzere, bilirkişiyi hâkimin yardımcısı ve bir kamu görevlisi olarak konumlandırmak ve sorumluluğunu, hâkimlerin sorumluluğuna paralel bir rejimde düzenlemektir. Anayasa'nın 40. ve 129. maddeleri uyarınca, kamu görevlilerinin görevlerini ifa ederken verdikleri zararlardan dolayı Devletin birinci derecede sorumlu olması ilkesi benimsenmiştir. Bu, zarar gören kişiye karşı ödeme gücü daha yüksek olan Devleti muhatap kılarak bir 'idari güvence' sağlamayı amaçlar. HMK m. 285/2 uyarınca Devlet, ödediği tazminat için daha sonra sorumlu olan bilirkişiye rücu eder.