YHGK'nın 2021/192 E. sayılı kararında, mahkemenin Özel Daire bozma kararına uyması, ancak sonuç olarak bozma öncesindeki gibi karar vermesi 'direnme kararı' olarak nitelendirilmiştir. Bu durumun usul hukuku açısından anlamını ve Yargıtay'ın bu kararı nasıl değerlendirdiğini açıklayınız.
Bir ilk derece mahkemesinin, Yargıtay'ın bozma kararına şeklen 'uyduğunu' belirttikten sonra, bozma gerekçelerini etkisiz kılacak şekilde ve bozma öncesindeki kararla aynı sonuca varacak şekilde yeni bir hüküm kurması, usul hukuku açısından 'gizli direnme' veya 'görünüşte uyma, esasta direnme' olarak kabul edilir. YHGK'nın 2021/192 E. sayılı kararında da bu durum söz konusudur. Mahkeme, Özel Daire'nin 'bilirkişi incelemesiyle imalat bedeli hesaplansın' şeklindeki bozma kararına uymuş, bilirkişi raporu almış, ancak sonrasında davacının bozmadan sonra yaptığı ve o tarih itibarıyla hukuken mümkün olmayan ıslah talebini kabul ederek, bozma kararının ruhuna aykırı bir şekilde hüküm kurmuştur. Bu durum, şeklen bir 'uyma' kararı gibi görünse de, sonuçları itibarıyla bozmaya karşı gelmek anlamına geldiği için Yargıtay tarafından 'direnme kararı' olarak nitelendirilmiştir. Yargıtay, bu tür kararları şekli uyma beyanına rağmen esastan incelemekte ve eğer mahkemenin bozma ilamının gereklerini yerine getirmediğini tespit ederse, kararı bir direnme kararı olarak ele alıp Hukuk Genel Kurulu'na göndermektedir. İncelenen kararda da Hukuk Genel Kurulu, mahkemenin kararını bir direnme olarak kabul etmiş ve bozma kararındaki gerekçelerle (bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı) bu direnme kararını da bozmuştur. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/belirsiz-alacak-veya-kismi-dava/)