Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 19.01.2016 tarihli ve 2016/4 K. sayılı kararına göre, kanun yararına bozma yolunda 'her türlü hukuka aykırılığın' ileri sürülememesinin sebebi nedir? Delillerin takdiri ve tercihine ilişkin hatalar bu yola konu edilebilir mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun anılan kararına göre, kanun yararına bozma yolunda her türlü hukuka aykırılığın ileri sürülememesinin temel sebebi, bu kanun yolunun 'olağanüstü' bir denetim yolu olması ve 'kesin hükmün otoritesi'nin korunması zorunluluğudur. Kanun yararına bozma, olağan kanun yollarının (istinaf, temyiz) tüketilmediği veya kapalı olduğu istisnai durumlar için öngörülmüştür. Bu nedenle kapsamı, olağan kanun yollarına göre daha dardır ve sadece esaslı, açık hukuka aykırılıklara özgüdür. Bu bağlamda, delillerin takdiri ve tercihine ilişkin hatalar, kural olarak kanun yararına bozma konusu yapılamaz. Mahkemenin, yargılama sırasında topladığı delilleri değerlendirerek ulaştığı vicdani kanaat ve takdir, olağan kanun yollarında denetlenebilecek bir husustur. Delillerin hatalı değerlendirildiği, takdirde yanılgıya düşüldüğü gibi iddialar, kanun yararına bozma yolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmaz. Ancak, yerel mahkemenin delil takdirinin bariz bir hukuka aykırılık içermesi, örneğin hukuka aykırı bir delile dayanması veya delilleri tamamen yanlış yorumlayarak kanunun açık hükmünü ihlal etmesi gibi durumlarda, bu durum takdir hatasını aşan bir 'hukuka aykırılık' teşkil edeceğinden istisnai olarak kanun yararına bozma konusu olabilir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/kanun-yararina-bozma)