Ceza hukukunda 'garantörlük hali'nin, olası kast ile bilinçli taksir ayrımındaki rolü nedir? Makaledeki açıklamalar ışığında tartışınız.
Makalede, 'garantörlük hali' (bir tehlikeyi önleme veya neticeyi engelleme yükümlülüğü) olası kast-bilinçli taksir ayrımında kritik bir ölçüt olarak ele alınmaktadır. Garantörlük, sadece belirli kişilere (anne-baba, doktor, polis vb.) özgü bir kavram olmayıp, tehlikeli bir durumu yaratan herkes için de söz konusu olabilir. Somut bir tehlike ile karşılaşan veya bizzat yaratan kişinin, bu tehlikeden kaçınma veya tehlikeli sonucu önleme yönünde bir yükümlülüğü doğar. Bu noktada failin tavrı, kusurunun türünü belirler: - Olası Kast: Eğer fail, yarattığı veya karşılaştığı somut tehlikeli sonucu önlemek için o anki koşullara göre alması gereken tedbirleri almaz, tehlikeye kayıtsız kalır ve 'olursa olsun' mantığıyla hareketine devam ederse, bu durum garantörlük yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve neticeyi kabullendiğini gösterir. Bu durumda failin olası kastından bahsedilir. - Bilinçli Taksir: Eğer fail, tehlikeli durumu yarattıktan sonra, kendi şahsi yeteneklerine, tecrübesine veya alacağı başka tedbirlere güvenerek neticenin gerçekleşmeyeceğine inanır ve bu inançla hareket ederse, bu durumda failin bilinçli taksirinden söz edilir. Burada fail, garantörlük yükümlülüğünü yerine getirebileceğine ve neticeyi önleyebileceğine dair (haklı veya haksız) bir güven duymaktadır. Dolayısıyla, tehlike anında failin kayıtsız kalması olası kasta, neticeyi önleyebileceğine dair bir güvenle hareket etmesi ise bilinçli taksire işaret eder. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/iki-ornek-olay-dogrultusunda-olasi-kast-bilincli-taksir-degerlendirilmesi)