AİHM Yalçınkaya kararının 46. maddesi (kararların icrası) çerçevesinde, Türkiye'ye yüklediği 'yargılamanın yenilenmesi' yükümlülüğü sadece başvuran Yalçınkaya için mi geçerlidir? Kararın bu konudaki genel yaklaşımını açıklayınız.
Hayır, AİHM'in yargılamanın yenilenmesi (yeniden yargılama) konusundaki yaklaşımı sadece başvuran Yüksel Yalçınkaya ile sınırlı değildir. Karar, bu konuda hem bireysel hem de genel tedbirler öngörmektedir: 1) Bireysel Tedbir: AİHM, AİHS m.6 ve m.7'nin ihlal edildiği durumlarda, ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için en uygun telafi biçiminin, talep üzerine 'yargılamanın yenilenmesi' veya 'davanın yeniden açılması' olduğunu ilke olarak kabul etmektedir (§ 406-407). Bu, doğrudan başvuranın davası için bir çözümdür ve CMK m.311/1(f) bu yola imkan tanımaktadır. 2) Genel Tedbir: Ancak AİHM, ihlalin 'sistemik' bir sorundan (ByLock'un delil olarak kabul edilme şekli) kaynaklandığını tespit ettiği için, çözümün sadece bireysel bir davayla sınırlı kalamayacağını belirtmiştir. Mahkeme, Türkiye'nin AİHS m.46 kapsamındaki yükümlülükleri uyarınca, 'benzer olaylara ilişkin alınacak tedbirleri' de hükme bağlamıştır (§ 413-418). Bu, Türkiye'nin, AİHM önünde bekleyen binlerce benzer ByLock davası ve ulusal mahkemelerdeki davalar için de, kararda belirtilen ilkeler doğrultusunda çözümler üretmesi ve genel yasal/yapısal önlemler alması gerektiği anlamına gelir. Dolayısıyla, yargılamanın yenilenmesi talebi, benzer durumda olan tüm hükümlüler için potansiyel bir hak olarak ortaya çıkmıştır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)