Yalçınkaya kararında AİHM, derece mahkemelerinin TCK m.314/2'yi uygularken Yargıtay'ın kendi içtihadında aradığı koşullara dahi uymadığını hangi gerekçeyle belirtmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52408

AİHM, Yalçınkaya kararında (§ 262), derece mahkemelerinin (ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri), TCK m.314/2'deki terör örgütü üyeliği suçunu uygularken, Yargıtay'ın kendi yerleşik içtihadında aradığı 'süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluğa dayalı organik bir bağ' koşuluna dahi uymadıklarını tespit etmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, örgüt üyeliği suçunun oluşabilmesi için failin örgütle arasında hiyerarşik bir yapı içinde, eylemlerinde süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren organik bir bağın bulunması gerektiğini kabul etmektedir. AİHM'e göre, derece mahkemeleri bu kriterleri somut olayda tartışıp kanıtlamak yerine, sadece ByLock kullanıcısı olmayı örgüt üyeliği için yeterli saymışlardır. Bu yaklaşım, Yargıtay'ın geliştirdiği ve suçun sübutu için aranan bu nesnel koşulları göz ardı ederek, hem ulusal hukukun (Yargıtay içtihadının) gereklerine hem de AİHS'nin öngördüğü kanunilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı bir uygulamaya yol açmıştır. Dolayısıyla mahkemeler, üst mahkemenin belirlediği standartları dahi uygulamayarak keyfi bir mahkumiyet kararı vermişlerdir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)