5237 sayılı TCK'nın dili, Prof. Dr. Sami Selçuk tarafından 'besbellilik ilkesi' açısından nasıl eleştirilmektedir? Makalede verilen örnekleri açıklayınız.
Prof. Dr. Sami Selçuk, 5237 sayılı TCK'yı, yasaların yalın, anlaşılır ve terim birliği içinde olması gereken 'besbellilik ilkesi' açısından sert bir dille eleştirmektedir. Selçuk'a göre TCK, 'terim ve kavram birliğini ciddiye almayan' bir yasadır. Bu eleştirisini desteklemek için şu örnekleri vermektedir: 1) Kavram Karmaşası: Kanunun, 'deyiş' yerine 'deyim', suç 'öngörmek' yerine 'suç koymak' gibi ifadeler kullanması eleştirilir. 2) Terim Birliği Eksikliği: Kanunun en temel kavramlarından biri olan 'hata' konusunda tutarsızlık olduğu belirtilir. TCK m.30'da 'üstesinden gelinemez yanılgı' veya 'kaçınılamaz yanılgı' olarak ifade edilen durum için, kanunun başka bir yerinde (TCK m.2'nin gerekçesinde olduğu varsayılabilir) 'sakınılamaz hata' denilmesi, terim birliğinin ciddiye alınmadığının bir göstergesi olarak sunulur. Selçuk, Montaigne'den alıntı yaparak, bu türden 'boş ve kararsız' bir dil kullanımının yasaların yetersizliğine işaret ettiğini ve hukuki güvenliği zedelediğini savunur. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/sami-selcuk-aihm-yalcinkaya-karari/)