YHGK'nın 2021/192 E. sayılı kararında incelenen davada, davacı vekilinin davanın 'belirsiz alacak davası' olduğu yönündeki beyanına rağmen, Yüksek Mahkeme davayı neden 'kısmî dava' olarak nitelendirmiştir? Bu nitelendirmede esas alınan kriterler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52391

YHGK, davayı 'kısmî dava' olarak nitelendirirken davacının beyanından çok, davanın açıldığı andaki objektif koşulları ve dava dilekçesinin içeriğini esas almıştır. Mahkemenin bu sonuca ulaşmasındaki temel kriterler şunlardır: 1) Dava Dilekçesindeki İfade: Davacı vekili, dava dilekçesinde 'fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla' şimdilik belirli bir miktar (1.000 TL imalat bedeli, 1.000 TL kâr kaybı) talep etmiştir. 'Fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması' ifadesi, klasik olarak kısmî davalarda kullanılan bir ifadedir ve davacının alacağının daha fazla olduğunun farkında olduğunu gösterir. 2) Alacağın Belirlenebilir Olması: Davacı, dava dilekçesinde, dava dışı bir şirketin yaptığı imalatlar için 477.661,92 TL harcadığını ve bu miktarın tahsili için aleyhine dava açıldığını belirtmiştir. Bu durum, davacının dava açtığı anda talep edebileceği imalat bedeli alacağının miktarını en azından yaklaşık olarak bildiğini veya belirleyebilecek durumda olduğunu göstermektedir. Alacağın tam ve kesin olarak belirlenmesinin davacıdan beklenemeyeceği veya imkansız olduğu bir durum söz konusu değildir. 3) Sonradan Beyanın Etkisizliği: Davacının, yargılamanın ilerleyen aşamalarında davasının 'belirsiz alacak davası' olduğunu beyan etmesi, davanın hukuki niteliğini değiştirmez. Davanın türü, açıldığı andaki koşullara göre belirlenir. Bu nedenlerle YHGK, davacının alacağını belirleyebilecek durumda olmasına rağmen sadece bir kısmını dava ettiğini kabul ederek, davayı bir 'kısmî dava' olarak nitelendirmiştir. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/belirsiz-alacak-veya-kismi-dava/)