Makalede, AYM'nin uzun tutukluluk şikayetlerini incelerken Yargıtay'ın 'hükmen tutukluluk' içtihadını benimsemesi, bireysel başvurunun temel amacı açısından nasıl bir çelişki olarak değerlendirilmektedir?
Makalede, AYM'nin bu içtihadı benimsemesi, bireysel başvurunun mantığı ve amacı açısından eleştirilmektedir. Bireysel başvurunun temel amacı, İHAM'a yapılacak başvuruları önlemek ve muhtemel hak ihlallerini ulusal düzeyde, yani Anayasa temelinde tespit edip gidermektir. AYM'nin görevi, bir uygulamanın Anayasa'ya uygunluğunu denetlemektir. Makaledeki eleştiriye göre AYM, CMK'nın ve Anayasa'nın sağladığı daha yüksek korumayı (azami tutukluluk sürelerinin kanun yolunu da kapsaması) esas almak yerine, İHAM'ın daha düşük standartlı ve kendi sistematiğine özgü yorumunu (hükmen tutukluluk ayrımı) birebir takip etmektedir. Bu durum, AYM'nin kendi yetkisini İHAM içtihadı ile sınırlaması ve Anayasa ve kanunlar daha ileri bir koruma sağladığı halde bundan imtina etmesi anlamına gelmektedir. Yani AYM, ulusal hukukun tanıdığı bir hakkı, uluslararası insan hakları hukukuna (İHAM içtihadına) atıf yaparak daraltmakta veya görmezden gelmektedir. Bu, AYM'nin temel hak ve özgürlükleri koruma misyonu ve ulusal hukukun daha lehe olduğu durumlarda öncelikle uygulanması gerektiği ilkesiyle çelişkili bir durum olarak değerlendirilmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/adli-kontrol-ve-tutukluluk-sürelerinin-hesaplanmasinda-kanun-yolunda-gecen-sürenin-dikkate-alinmamasi-sorunu)