CMK m.158/7'de yer alan 'Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikayete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.' hükmünün amacı nedir ve bu hüküm hangi durumlarda uygulanır? Ceza Genel Kurulu'nun 2015/38 K. sayılı kararındaki olayı örnek vererek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52359

CMK m.158/7 (eski 158/6), öğretide 'varsayılan şikayet' olarak da adlandırılan ve mağdurun hak kaybını önlemeyi amaçlayan istisnai bir hükümdür. Amacı, soruşturma aşamasında suçun niteliğinin yanlış değerlendirilerek şikayete tabi olmadığının düşünülmesi ve bu nedenle mağdurdan usulüne uygun bir şikayet alınmaması durumunda, kovuşturma aşamasında suçun şikayete tabi olduğu anlaşıldığında davanın düşmesini engellemektir. Bu hükmün uygulanabilmesi için, suçun şikayete tabi olduğunun 'kovuşturma aşamasında anlaşılması' gerekir. Yani, soruşturma aşamasında savcılığın ve mağdurun, suçun resen takip edilen bir suç olduğu kanaatiyle hareket etmiş olması gerekir. Ceza Genel Kurulu'nun 2015/38 K. sayılı kararındaki olayda, taksirle yaralama suçu işlenmiş, ancak mağdur 6 aylık şikayet süresi içinde bizzat şikayette bulunmamıştır. Eşinin başvurusu üzerine savcılık soruşturma yapmış ve iddianame düzenlemiştir. Mahkeme, kovuşturma aşamasında mağdurun şikayetçi olmasına rağmen, 6 aylık sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın düşmesine karar vermiştir. Yargıtay, bu kararı onamıştır. Çünkü olaydaki taksirle yaralama suçunun şikayete tabi olduğu en başından beri bellidir. Suçun niteliğinde sonradan anlaşılan bir değişiklik yoktur. Dolayısıyla, CMK m.158/7'nin uygulanma koşulları oluşmamıştır. Bu madde, örneğin hırsızlık (resen takip) diye başlanan bir soruşturmanın, kovuşturmada güveni kötüye kullanma (şikayete tabi) olduğunun anlaşılması gibi durumlarda uygulanabilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-158-ihbar-ve-sikayet.html)