Bir davanın 'belirsiz alacak davası' mı yoksa 'kısmî dava' mı olduğunun tespiti neden önemlidir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/192 E. sayılı kararında incelenen olayda, davanın türünün tespiti, ıslah kurumunun uygulanabilirliği açısından nasıl bir sonuç doğurmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52339

Davanın türünün tespiti, özellikle zamanaşımı, harç ve ıslah kurumu açısından kritik öneme sahiptir. Belirsiz alacak davasında (HMK m.107), dava açıldığında belirtilen asgari miktar için işleyen zamanaşımı, alacağın tamamı için kesilir ve yargılama sırasında alacak belirli hale geldiğinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan talebini artırabilir. Kısmi davada (HMK m.109) ise zamanaşımı sadece dava edilen kısım için kesilir; bakiye alacak için zamanaşımı işlemeye devam eder ve bu bakiye kısım ancak ıslah veya ek dava yoluyla talep edilebilir. YHGK'nın 2021/192 E. sayılı kararında, mahkeme davayı 'belirsiz alacak davası' olarak nitelendirmiş ve bozmadan sonra yapılan ıslahı geçerli saymıştır. Ancak YHGK, davacının dava dilekçesinde 'fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak' şimdilik belirli bir miktar talep etmesinin ve alacağın niteliğinin (yapılan imalat bedeli) dava açıldığı anda belirlenebilir olmasının, davayı 'kısmî dava' haline getirdiğini tespit etmiştir. Dava kısmî dava olarak nitelendirildiğinde, bozmadan sonra ıslah yapılıp yapılamayacağı sorunu gündeme gelmiştir. Islahın yapıldığı 2018 tarihi itibarıyla yürürlükte olan 06.05.2016 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca 'bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı' için, davacının ıslah dilekçesi geçersiz kabul edilmiştir. Sonuç olarak, davanın 'kısmî dava' olarak doğru nitelendirilmesi, yapılan ıslahın geçersiz sayılmasına ve davanın sadece başlangıçtaki talep miktarı üzerinden görülmesi gerektiği sonucunu doğurmuştur. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr/belirsiz-alacak-veya-kismi-dava/)