Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2014/12-15 E., 2015/38 K. sayılı kararında, şikayete tabi taksirle yaralama suçunda, mağdurun süresinde şikayette bulunmamasına rağmen savcılığın kamu davası açması ve mahkemenin kovuşturma aşamasında şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı vermesi neden CMK m.158/6'nın (yeni m.158/7) ihlali olarak görülmemiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #52239

YCGK'nın bu kararı, CMK m.158/6'nın (şimdi 158/7) uygulama alanını netleştiren önemli bir karardır. Bu hükmün ihlal edilmemiş sayılmasının temel nedeni, hükmün ancak 'suçun şikayete tabi olduğunun kovuşturma aşamasında anlaşıldığı' durumlarda uygulanabilecek olmasıdır. Karara konu olayda ise, taksirle yaralama suçunun (kemik kırığı içeren haliyle) şikayete tabi olduğu, hem soruşturma hem de kovuşturma aşamasında en başından beri **bellidir**. Yani, suçun hukuki niteliği konusunda bir belirsizlik veya sonradan ortaya çıkan bir durum yoktur. Savcılık, şikayete tabi olduğunu bildiği bir suçta, süresinde yapılmış geçerli bir şikayet (mağdurun bizzat başvurusu) olmamasına rağmen, usule aykırı olarak kamu davası açmıştır. Mahkeme de kovuşturma aşamasında bu usuli eksiği, yani 'dava şartı' olan şikayetin yokluğunu tespit ederek, doğru bir şekilde düşme kararı vermiştir. CMK m.158/6'nın amacı, soruşturma aşamasında suçun re'sen takip edilen bir suç (örn: hırsızlık) zannedilip, kovuşturmada aslında şikayete tabi bir suç (örn: güveni kötüye kullanma) olduğunun anlaşıldığı durumlarda, mağdurun hak kaybını önlemektir. Olayda böyle bir 'niteliğin sonradan anlaşılması' durumu olmadığından, bu madde uygulanamaz ve mahkemenin şikayet yokluğu nedeniyle verdiği düşme kararı hukuka uygun bulunmuştur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-158-ihbar-ve-sikayet.html)