5199 sayılı Kanun m.31, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu hükümlerinin saklı olduğunu belirtmektedir. Bu iki kanun arasındaki ilişki, 'sahipsiz hayvan' ve 'hayvan hastalığı' kavramları kesiştiğinde nasıl şekillenir? Hangi kanun öncelikli olarak uygulanır?
Bu iki kanun, farklı amaçlara hizmet eden ve farklı alanları düzenleyen kanunlardır. Aralarındaki ilişki, somut olayın niteliğine göre şekillenir ve genellikle birbirini tamamlarlar. - **5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu:** Temel amacı hayvan refahıdır. Hayvanların bireysel olarak haklarını, eziyet görmemelerini, iyi muamele görmelerini ve yaşam haklarını korumayı hedefler. Odak noktası 'hayvan'dır. - **5996 sayılı Veteriner Hizmetleri... Kanunu:** Temel amacı kamu sağlığı ve hayvan sağlığıdır. Hayvanlardan insanlara veya diğer hayvanlara bulaşabilecek hastalıkların önlenmesi, kontrolü ve ortadan kaldırılmasını hedefler. Odak noktası 'hastalık' ve 'kamu sağlığı'dır. **İlişkinin Şekillenmesi:** 'Sahipsiz hayvan' ve 'hayvan hastalığı' kavramları kesiştiğinde, yani sahipsiz bir hayvanda kamu sağlığını tehdit eden bulaşıcı bir hastalık (örn: kuduz) tespit edildiğinde, **5996 sayılı Kanun'un hükümleri öncelikli olarak uygulanır**. Çünkü kamu sağlığının korunması, bireysel bir hayvanın refahından daha üstün bir kamu yararı olarak kabul edilir. Nitekim 5199 sayılı Kanun'un kendisi de, öldürme yasağına getirdiği istisnalarla (m.6, m.13) bu önceliği zımnen kabul etmiştir. 5996 sayılı Kanun, bir hastalığın yayılmasını önlemek için karantina, itlaf (öldürme) gibi çok daha sert ve radikal tedbirlerin alınmasına izin verir. Bu durumda, 5199 sayılı Kanun'daki genel koruma hükümleri, 5996 sayılı Kanun'un emredici sağlık tedbirleri karşısında geri planda kalır. Bu, 'genel kanun-özel kanun' ilişkisinden ziyade, 'farklı amaçlar güden kanunların çatışmasında üstün kamu yararının gözetilmesi' ilkesinin bir yansımasıdır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/5199-sayili-hayvanlari-koruma-kanunu/)